Salih KARADAĞ

 “Kûn” Dedi Yaradan, Sonra Sükûn

Yeditepe… Yedisi de birbirinden efsunlu tepe… Yedisinin uğruna da, nice cenkler edile… Yediemin Yeditepe’nin göğsüne sığınmış; Galata, Haliç, Ayasofya, Sultanahmet… - Cennet! Doğru dedin, İstanbul fahri cennet… Aşıkların aşkı, Dervişlerin mecrası, Derbederlerin darüşşifası, Fatih’in mirası… Mahşer, sadece sende güzel! “Seksenbir”in şahıdır bu görünen... Kuytularında dahi kutsallık gizli ulvi şehir! Umudun mihmandarı! Çarelerim tükendiğinde, yollarını açık tut bana. Masal renkleriyle boyalı çehreni dön. Herkesin şefkati tükendiğinde, Yine, sana sığınayım İstanbul…

Bu şehir, bir kez olsun birini, Kendine aşık olmaya görsün. Martıların çığlığı sarınca kızıllığını, Sultanahmet’in heybetli süngülerini izlerken yakada, Kız kulesi de göz kırpıyorken yamacında, Gel de aşık olma İstanbul’a…

Çamlıca’da huzur terennüm eder kulaklarına… Biraz gölge, ince belli bir çay, Kâfidir Çamlıca’da…

Sonra büyü/len…

İstiklâl’de sevdanı turla, Ya da sevdanla turla… Yuşa tepesinden Karadeniz’e hayran kal. Eyüp Sultan’da deli çağların gelsin aklına. Harem’de vapurlar çok şey anlatsın sana. Salacak, Tophane, Beykoz, Üsküdar… Hepsi ayrı birer sevda olsun ve Düşsün aklına; yaksın gönlünü…

Cihanın tüm seyyahları bir araya gelse, Gördükleri en güzel bucakları bir araya getirse, Yine de seni resmedemezler ey koca şehir! Fetretini göstermeyesin bizlere…

Bu ne tevazu? Yorgun düşmedi mi yedi kolun? Onca sırra şehadet, bükmedi mi belini? Necasetler nasıl bozamadı siluetini? Vakur duruşundan nasıl ödün vermedin? “Ana”yı dahi anlatacak kadar yazarım; Ama seni anlatacak kadar yazar değilim İstanbul…

Yahya Kemal’in sana baktığı tepeden, Orhan Veli’nin seni dinlediği yerden, Benim bunları yazdığım Sancaktepe’den; Seni, sana ne kadar sığdırabiliriz ki İstanbul?

Cennet-i zâde İstanbul… Düşlerin gerçeğe dönüştüğü kentsin! Nice kelâmlara ilham olursun da, Yine de kifayetsiz bırakırsın karşında… Yaşım kaç olursa olsun, Benimle hemhâl olursun.

Sen nesin biliyor musun İstanbul? Sen yağmur sonrasısın. Sen yarı mahmurluk halimle içlendiğimsin Ve sen İstanbul; Sağ elim kadar sahiplendiğimsin…

Sen İstanbul’sun… Sen nebinin işareti, Fatih’in alın terisin. Değil kentler, kıtalar... Tüm cihan hayran iken sana, Gel de gönüllerin başkenti olma…

                                                                                                YAZAN : Salih KARADAĞ

/*