KİTAP TAHLİLİ / KELİLE VE DİMNE

KELİLE VE DİMNE 

Beydeba-İbnü’l Mükaffa

Bu kitap Beydeba tarafından Dibleşim adlı Hint kralına sunulmak üzere yazıldı. Kitabın temel konuları ahlak ve siyasettir. Kitapta yer alan ahlak ve siyaset konuları hayvanlar üzerinden anlatılarak bir öğüt bir ders verme niteliğinde yazılmıştır. Kitabın yazım dili oldukça anlaşılır bir dille yazılmış olup aynı zamanda da akıcı bir üslup kullanılmıştır. Her yaşta okuyucuya hitap eden kitap herkesin okuması gereken, kütüphanesinde, başucunda olması gereken bir yapıttır ayrıca.

Kitap ilk başta Kelile ve Dimne olayından başlar. Bu bölümde Kelile ve Dimne’nin yaptığı konuşmalar yaşanan olaylar birer ders niteliğindedir. Doğrunun simgesi olan Kelile ve yanlışın simgesi olan Dimne… Dimne’nin yalan konuşmaları, çıkarını düşünmesi, bencil davranması ve iftira atması, bunun karşısında duran Kelile’nin yanlışın arkasında durmayıp buna karşı çıkmasını alan bu kısımda en sonunda kötü olan Dimne’nin hatasının bedelini ödemesiyle son bulur. Bu olayda Arslan’ın olayı sorgulaması ve buna göre davranması oldukça doğrudur. Bir yöneticinin her zaman aklını kullanarak doğru davranışlar sergilemesi gerekir. Bir insanın ise yalan söylememesi, iftira atmaması, fitne tohumlarını ekmemesi gerekir. Bu bölümde anladığım en önemli şey bir olay, davranış, söz sonucunda bunun gerçeğini, aslını öğrenmeden yargısız infaz yapmamız gerektiği. Bazen sorgulamadan, doğruyu öğrenmeden verdiğimiz kararlar bizi vicdan azabı çekmemize sebep olabilir. Yaşanan her ne olursa olsun insan aklını kullanmalı ve doğruyu yapmalıdır.

Kitabın bana göre ikinci kısmında kısa bablardan oluşan hikayeler yer alır. Bu hikayeler tamamen günlük yaşantımızda yer alan olaylara örnek niteliğindedir. Bu bablardan çıkardığımız derslerle hayatımızda nasıl davranmamız gerektiğini de öğrenmiş oluruz. Bu kısımda hükümdarların, yöneticilerin, insanların yaptıkları davranışları ve sonuçlarını da görürüz.

Birkaç söz:

Yoksulluk beladır, tasa beladır, düşmanın civarında bulunmak beladır, dostlardan ırak olmak beladır, hastalık beladır, ihtiyarlık beladır lakin tüm belaların büyüğü elbette ölümdür.

Zira günah mekana ve arkadaşa bağlı değildir; keyfiyet ve yapılan işle bağlantılıdır.

Kendin için istemediğini başkasına da yapma.

Ağacı baltayla yaralarsın ama yeniden sürgün verir; kılıçla adamı deşersin ama yarası iyileşir; dil yarasına gelince asla kapanmaz, tedavi kabul etmez! Ok yaydan fırladıkça ete saplanır lakin çıkartabilirsin, oysa ok gibi kalbe saplanan bir kelamı yerinden sökmek ne mümkün!

ASLI OĞUZHAN

KELİLE VE DİMNE

Beydeba-İbnü’l Mükaffa

Bu kitap Beydeba tarafından Dibleşim adlı Hint kralına sunulmak üzere yazıldı. Kitabın temel konuları ahlak ve siyasettir. Kitapta yer alan ahlak ve siyaset konuları hayvanlar üzerinden anlatılarak bir öğüt bir ders verme niteliğinde yazılmıştır. Kitabın yazım dili oldukça anlaşılır bir dille yazılmış olup aynı zamanda da akıcı bir üslup kullanılmıştır. Her yaşta okuyucuya hitap eden kitap herkesin okuması gereken, kütüphanesinde, başucunda olması gereken bir yapıttır ayrıca.

Kitap ilk başta Kelile ve Dimne olayından başlar. Bu bölümde Kelile ve Dimne’nin yaptığı konuşmalar yaşanan olaylar birer ders niteliğindedir. Doğrunun simgesi olan Kelile ve yanlışın simgesi olan Dimne… Dimne’nin yalan konuşmaları, çıkarını düşünmesi, bencil davranması ve iftira atması, bunun karşısında duran Kelile’nin yanlışın arkasında durmayıp buna karşı çıkmasını alan bu kısımda en sonunda kötü olan Dimne’nin hatasının bedelini ödemesiyle son bulur. Bu olayda Arslan’ın olayı sorgulaması ve buna göre davranması oldukça doğrudur. Bir yöneticinin her zaman aklını kullanarak doğru davranışlar sergilemesi gerekir. Bir insanın ise yalan söylememesi, iftira atmaması, fitne tohumlarını ekmemesi gerekir. Bu bölümde anladığım en önemli şey bir olay, davranış, söz sonucunda bunun gerçeğini, aslını öğrenmeden yargısız infaz yapmamız gerektiği. Bazen sorgulamadan, doğruyu öğrenmeden verdiğimiz kararlar bizi vicdan azabı çekmemize sebep olabilir. Yaşanan her ne olursa olsun insan aklını kullanmalı ve doğruyu yapmalıdır.

Kitabın bana göre ikinci kısmında kısa bablardan oluşan hikayeler yer alır. Bu hikayeler tamamen günlük yaşantımızda yer alan olaylara örnek niteliğindedir. Bu bablardan çıkardığımız derslerle hayatımızda nasıl davranmamız gerektiğini de öğrenmiş oluruz. Bu kısımda hükümdarların, yöneticilerin, insanların yaptıkları davranışları ve sonuçlarını da görürüz.

Birkaç söz:

Yoksulluk beladır, tasa beladır, düşmanın civarında bulunmak beladır, dostlardan ırak olmak beladır, hastalık beladır, ihtiyarlık beladır lakin tüm belaların büyüğü elbette ölümdür.

Zira günah mekana ve arkadaşa bağlı değildir; keyfiyet ve yapılan işle bağlantılıdır.

Kendin için istemediğini başkasına da yapma.

Ağacı baltayla yaralarsın ama yeniden sürgün verir; kılıçla adamı deşersin ama yarası iyileşir; dil yarasına gelince asla kapanmaz, tedavi kabul etmez! Ok yaydan fırladıkça ete saplanır lakin çıkartabilirsin, oysa ok gibi kalbe saplanan bir kelamı yerinden sökmek ne mümkün!

ASLI OĞUZHAN

/*