DÜNYADA İLK DEFA SİVAS KANGALI’NIN ROMANI YAZILDI

Genç Gelecek Edebiyat Kulübü Yazar Şule Köklü’ yü Prof. Necmettin Erbakan Külliyesi’ nde konuk etti. gençlerle bir araya gelen yazar, Sivas’ın dünyaca meşhur Kangal köpeğini ilk kez bir romanda anlattı. Gençlere Baltar isimli kitabından bahseden Şule Köklü, romanı ‘Baltar’, “her ne kadar köy romanı olsa da eserin merkezinde Baltar isimli bir Kangal var. Gerçeklerden kopmadan olduğu gibi vermeye çalıştım Kangalları” diyor. Şule Köklü, Baltar romanından bahsederken. Şule Yayınları’ndan çıkan roman ikinci baskısını yaptı. Bu vesile ile ilk kez romanı yazılan meşhur Sivas Kangalı ve romanımız oldu diye ifade etti.

Kangal köpeğini niçin yazdığını söyleyen Köklü;” Kangal köpekleri bizim bir değerimiz. Orta Asya’dan göçü denk edip Anadolu’ya yönümüzü döndüğümüzde onlar da bizimleydi. Tanışıklığımız çok eskilere dayanıyor.  Jack London’ın  Beyaz Diş romanını okurken kırma bir kurt köpeğini dünyanın okuduğunu düşündüm. Oysa Kangal köpeği hiç yazılmamıştı. Bu beni çok üzdü. Bir Sivaslı olarak bana düşerdi bu görev” dedi. 

KANGALDA VEFA VAR

Romandaki önemli şahsiyetlerin karşılığı olarak görebileceğimiz kangallar var. Onca zulme, onca çirkin davranışa rağmen özlerini çok zor bozuyorsunuz. İnsan gibi değiller. Sadece küsebiliyor, tepkisi bu. Dövse de asla saldırmıyor, kaçıyor gizleniyor. Oysa koskoca ayıya, kurda güç yetiren, insana mı güç yetiremeyecek? Hayır, yapısında yok saldırganlık, vefa var. Adalet terazileri daha adildir hayvanların. Bir lokma ekmek verdiğiniz öte sokağın köpeği, yıllar sonra sizi görünce kuyruğunu sallayarak yanınızda bitiyor. Sıradan bir tanışıklık olarak kodlamıyor o bir lokma ekmeği uzatan eli. İşte bu vefa değil de nedir? Kangal köpekleri, şahsiyet olarak insanla bu kadar benzerlik gösterebilir mi acaba? Onların abartıya ihtiyacı yoktu. Bize uyum sağlamışlar. Ağırbaşlılığı ihtiyar bir köylüden öğrenmişler sanki. Beni asıl şaşırtan; iki farklı sürünün köpeği olsalar bile, her ikisinin sürüsünü de tehdit eden bir düşman karşısında çok çabuk organize olabiliyorlar. İşte o anda hangi sürünün bekçisi olduklarının bir önemi kalmıyor, birlik oluyorlar. Düşman bertaraf edilince herkes kendi cephesine çekiliyor. Bu bana çok şey hatırlatıyor, şu son yaşananlar adına. Yani düşman ortak olunca her şey ortadan kalkıyor diye ifade etti.

/*